21 Eylül 2012 Cuma

Toprağın Çocukları




Senelik iznindeyim, tatil, sahil, deniz, kum her zaman güzel. Aileyle sinema keyfi de gurbette gerçekleştiremediğimiz aktivitelerden.

Toprağın Çocukları köy enstitülerini konu alan bir yapım. Film hakkında çok fazla bişey söylemek istemiyorum, kesinlikle izlenmesi gereken bir film. Beni daha fazla sorgulamaya ilten tarafı bugün içinde bulunduğumuz cehalet. Öyle bir toplum olduk ki huzur içinde yaşamayı başaramıyoruz, farklılıklarımıza saygı göstermiyoruz, daha yaşanılası bir toplum değil daha da hayatı zorlaştıran bir toplum yaratıyoruz.

Fragman



Sadece film izlerken değil kuşkusuz her zaman aklımızda olan sıkıntılar bunlar ancak eğitim ve bu sorunların çözümü arasındaki korelasyon, filmin ana fikri ile bir araya gelince bunları not düşmek istedim.

Bu toplumu cehalete, üniversitelerin içinde kara zihniyete teslim eden herkes bu negatif dışşalığı birgün en yakınlarında göreceklerinden emin olmalılar. Köy Enstitüleri bu toplumun ışık, güneş yayan, cehaletin köklerini kurutan yegane kurumuyken bugün onlar olmadan yetişen birçok jenerasyonu belki de bugün ki sorunlarımızın en dibindeki nedendir. Bu sebeble bu filmi görün, izleyin lütfen.

Travel Bum-Bum!


Andrew Lindy New York'daki hayatını geride bırakıp, kamerasını eline alıp seyahat etmeye başlıyor. Sığ anlamda birkaç ülke görmek, farklı kültürleri tanımaktan daha derin manaları olan bir plan bu.

Kendisi bu yolda önce Küba, daha sonrada Amerika'lı üniversite öğrencilerinin sınav sonrası tatil çılgınlıklarıyla tanınan Cancun'a gidiyor.

Küba'da bir Andrew Lindly



Kendisi şuanda diğer projeleri için fon toplamaya çalışıyor, sizde destek olmak isterseniz aşağıdaki websitelerinden kendisine ulaşabilirsiniz.

Diğer videoları için: http://www.travelbumshow.com
Daha fazla bilgi için: https://www.facebook.com/pages/Travel-Bum/



20 Mayıs 2012 Pazar

Bir Şehir Dört Mekan

Eski Kıta’nın doğusunda bulunan bu soğuk ülkenin başkentinde şuana kadar ki tecrübeme dayanarak görülmesi gereken dört yer.
  1. Nowy Swiat
Kültür ve Bilim Sarayı
Şehir merkezine yürüyerek 5 dakika uzaklıkta. Barlar, külüplerle çevrili bir cadde. Her bütçeye hitap ediyor. Türkiye’de olmayan ve burada oldukça sıklıkla gördüğünüz 10m2’lık bir alanda arkadaşlarınızla ayakta durarak ister shotları yuvarladığınız isterseniz biranızı yudumladığınız  4zloty (1€) ‘lık barlar mevcut. Şehir merkezinde sırtınızı Hard Rock kafeye verip Novotel Otel yönünü yürüdüğünüzde kalabalığı takip edin ve Nowy Swiat’ı mutlaka ziyaret edin!

  1. Kültür ve Bilim Sarayı
Stalin tarafından yaptırılmış inanılmaz görkemli bir bina. İlk bakışta kendini size aşık ettiriyor. Asansörle son katına çıkıp şehri izlemeniz mümkün. Şehir merkezinin dibinde.

Zlote Tarasy
  1. Zlote Tarasy
Şehir merkezinde tren garının yanındaki ilginç mimarisiyle dikkat çeken alışveriş merkezi. İçinde Carrefour’dan tutun da H&M, ZARA, KFC’ye kadar aradığınız her şeyi bulabilirsiniz. Girişinde Hard Rock Cafe Warsaw’ı görmenizde mümkün ;)

  1. Maho Restaurant
Derin olmamakla derin olmak arasında gidip gelen Polonya mutfağı belirli bi noktadan sonra sizi lahana, patetes, hamur üçgenine sıkıştırırsa ve Türkiye havası alıp lig maçlarınıda izleyim aynı zamanda gayet nezih bir restorantta yemek yeyim diyorsanız adresiniz Maho. İçinde Türk marketi de mevcut ve sucuk, kaşar, yufka gibi ihtiyaçlarınızı gidebiliyorsunuz. Fiyatlarda Türkiye koşullarına göre gayet olağan. Kişi başı 50 zloty (25TL) karşılığında ana yemek, içeçek, tatlı, türk kahvesi kombinasyonlu bir komboyu mideye indirmeniz mümkün.

13 Ocak 2012 Cuma

Diploması Kültürü, Öfke ve Fransa

Dişe diş, kana kan! Bizim sahip olduğumuz anlayış, kültür bizi hep bu çözüm noktasına getiriyor.

Fransa'nın daha tarihciler, bilimadamları, politikacılar tarafından tartışılıp bir noktaya varılmamış ve sözde olan bir soykırımı üçüncü bir ülke olarak kabul etmesi, iç siyaset dinamiklerini dış siyasete alet etmesi kabul edilemez bir durum. Böyle bi durumu Avrupa Birliği'nin güç dengeleri açısından ikinci büyük, G-8 ülkelerinden biri olan bir devletten görmek daha da kabul edilemez bir durum.

Peki ya Türkiye?

Fransa'yla yaşanan son olaylardan sonra herkesin tepkisi aynıydı. "Cezayir soykırımını mecliste kabul edin".

Benim düşüncem bu noktadan oldukça farklı, Fransa'da Sarkozy'in yaptığı bu hamle yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kendine avantaj sağlamaya amaçlayan ve halk tarafından çokta karşılık gören bir hamle değil. Peki siz Cezayir soykırımını kabul edin diyerek bu tasarı teklifine soğuk bakan Fransız halkınıda karşınıza aldığımızın farkında mısınız?

Sizi ateşli bir silahla vuran kişiyi sizde vurmaya çalışırmıydınız? Sizce adelet ve denge bu şekilde sağlanabilir mi?

Sarkozy

Bence yapılması gereken, Sarkozy'ın yaptığı bu manevranın devlet etiğine ve diploması geleneğine yakışmadığını doğru bir dille tüm Fransa ve Dünya'ya anlatmaktır, ayrıca olası seçim rakibine vakıflar, dernekler aracılığıyla seçim yardımı yapmakta bir seçenek olarak devletimizin önünde duruyor.

Bizimde bunun Fransız halkının iradesiyle seçilmiş olan meclisin çok küçük bir kısmı tarafından oylandığını ve geçirildiğini tekrar hatırlamamız ve getirisi daha fazla olan aksiyonlarda bulunmamız gerekiyor.










Blog Archive